Mutlu Bir Aile Olmak
Dünyaya geldiğimiz ailede ve kendi kuracağımız ailede mutlu olmak isteriz. Huzurlu bir aile ortamı oluşturmanın yollarını ararız… Peki, mutluluk nedir? Mutluluk, yaptığımız iş sonunda hissettiğimiz duygudur ve adeta bizim ödülümüzdür. Bu ödülü aradığımız şeyler ise değişir. Her ödülün sonunda beklenen hep mutluluktur.
Nasıl Mutlu Oluyoruz?
Tutumlar, para, sağlık, ruhaniyet, aktif olabilmek ve ilişkiler mutluluğu sağlayan ya da yok eden anahtarlardır.
Kişinin kendini aşmak için çaba göstermesi ve hayata karşı olumlu tutum geliştirmesi, mutluluğa giden en önemli yollardır. Kendini ve başkalarını önemsemek, mutluluk için çok önemlidir. Mutluluğun tanımını 19. yüzyılda William James yapmış, mutluluğu bulmak için iki yol olarak; beklentileri düşük tutmayı ya da başarı listenizi artırmayı göstermiştir. John Reich ise “Mutluluk, kişinin hayatındaki pozitif olayların farkında olması, kendisinin seçtiği olaylar üzerinde kontrolü olduğunu anlamasıdır.” diyor.
Tüm bunların yanı sıra olumsuz olayların önüne geçerek mutluluğu yakalayabilirsiniz. Hayatınızdaki olumlu ya da olumsuz şeyleri yönetmede başarılı olmak, genel bir iyi olma hissi sağlar. Olumlu olayların olmasını sağlamak ve onları ortaya çıkarabilmek, mutluluğa ulaşmanın en kısa yoludur. Kısacası, kumandanın bizde olduğunu bilmek mutlu olmaya yetiyor da artıyor.
| Ömür Boyu Mutluluk |
| Tüm bunları göz önüne alarak yeniden soralım: Mutlu aile nedir? Mutlu bir aileyi oluşturmada evliliğin faktörü elbette ki kaçınılmaz. Anne baba ve çocukların bir arada olduğu; saygı ve sevginin, paylaşımın yaşandığı bir düzende mutluluğu yakalayabilirsiniz. |
| Mutlu Birliktelikler için |
Öncelikle kendimizi mutlu hissetmemiz gerekir. Elbette ailenin neşe kaynağı olan çocuklarımız için de en iyisini düşünüp onların mutlu olmaları için çaba sarf etmek anne ve babanın görevi… Onlara sahip olmaya karar verdiğimiz andan itibaren nasıl yetiştireceğimizi düşünmeye başlarız.
Çocuklarınızın okula başlamalarına, oradan ergenliğe hatta erişkin olduklarında yeni yuvalarını kuracakları güne kadar mutlu ve huzurlu bir yuvada yetiştirmeyi arzular ve kendinizi örnek almalarını temenni edersiniz. |
Mutluluk; fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik etkenlerden oluşan karışık ve çözülmesi kolay olmayan bir duygudur. Ama kesin olan tek şey, mutluluğun öylece oturup bekleyerek gelmediğidir. Bu nedenle mutluluğu aramak, mutlu olmak için çabalamak gerekir.
Yazı: Prof. Dr. Bengi Semerci
Kaynak: Parents Dergisi
Yayın tarihi: Kasım 2008
Omega 3 ekmekle buluşuyor
"Uno Omega 3", sağlıığına özen gösteren, kalp hastalıkları, kanser, diyabet gibi hastalıklara karşı, tükettiği yiyeceklere dikkat ederek korumak isteyenlerin beklentilerine cevap verecek.
Yıldız holding’den hammadde açıklaması
Ülker Kurumsal İletişimden yapılan yazılı açıklamada, son günlerde kamuoyunun gündemine gelen ‘Çin’den süt ve sütlü ürünlerde melamin maddesine rastlandığı” yönündeki haberlerden yola çıkarak Yıldız holding bünyesindeki şirketler adına bilgilendirme yapıldığı belirtildi. Açıklamada, “Yıldız Holding'e bağlı şirket ve markalarında Çin’den süt, süt tozu ve melamin riski olan herhangi bir hammadde ithal edilmemiştir” denildi.
Bitki sterolü eklenen margarinler kolesterolü değerlerini düşürüyor mu?
Kan yağlarının yüksekliği, özelikle de kötü kolesterol olarak adlandırılan düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü (LDL kolesterol) yüksekliği, koroner kalp hastalığı için en önemli risk faktörü. Kan kolesterolünün %10 kadar düşürülmesi, 5 yılda iskemik kalp hastalığı riskini yaklaşık olarak %25 azaltıyor.
Bu yüzden, kan yağlarını düşürücü ilaçların birincil hedefini kolesterolün düşürülmesi oluşturuyor. Kan kolesterolünü düşürmeye yönelik etkili ilaçlar geliştirilse de, hastalar genellikle ilaç yan etkilerini bahane ederek alternatif tedavi arayışlarına giriyorlar.
Steroller, gerek hayvansal, gerekse bitkisel dokularda hücre zarının temel bileşenlerdir. Kolesterol, sadece hayvansal dokularda bulunan bir steroldür. Bitkisel dokularda da 40’tan fazla sterolün bulunduğu biliniyor. Bitki sterolleri (fitosteroller) yapı olarak kolesterole çok benzeyen moleküller. Bitki stanolleri (fitostanoller) ise molekül yapısı doymuş sterollerdir, doğada sterollere göre daha az bulunurlar.
Sanayide sterollerin hidrojenasyonu ile üretilirler. İnsan vücudu bitki sterollerini üretemiyor. Sterol ve stanoller birbirlerinden farklı moleküller olsalar da, genel olarak tümü birden bitkisel sterol olarak adlandırılıyor.
Kolesterolü düşürmekte daha etkili
Bitkisel sterollerin kan kolesterol düzeyini düşürdüğü 1950’lerden beri biliniyor. Bu etkilerini kolesterolün bağırsaktan emilimini önleyerek gösteriyorlar. Yağların bağırsak duvarından emilmeleri için önce safra salgısının katkısıyla oluşan “misel” adlı kürecikler içinde yer almaları gerekir. İşte bitki sterolleri bu misellerin yapısında yer alabilmek için kolesterol de bağırsak duvarından emilemeyip, dışkı ile atılır.
Bitki sterolleri sadece diyetle gelen kolesterolün değil, vücutta üretilip safrayla bağırsağa atılan ve büyük bölümü yeniden emilen kolesterolün dışkı ile atılımını da arttırır. Bu maddelerin etkili olabilmesi için bağırsak içeriği ile iyi karışması gerekli. Steroller yağ asitleri ile birleştirildiğinde bağırsak içeriği ile daha iyi karışıyor.
Bu doğal kolesterol düşürücü maddelerin kolesterol emilimini azaltma etkisi %50’ye kadar çıkabiliyor. Gerçekte, bitki sterolleri de potansiyel olarak damar sertliğine yol açabilecek özellikte. Ancak, bağırsaktan hemen hemen hiç emilmediklerinden (en fazla emilen kampesterol, bu da %15 kadar; sitosterol ise en fazla %5 kadar emiliyor), böyle bir etkileri pratik olarak yok. Stanollerin (örneğin sitostanol) emilimi, sterollere (örneğin sitosterol) göre daha da az.
Bu yüzden kolesterolü düşürmekte stanoller daha etkili. Normal bir diyette günlük 0.25 gram bitki sterolü var, vejetaryenlerde bu miktar iki katına çıkabiliyor. İnsanda kolesterol emiliminin bitkisel steroller tarafından engellenmesi sonucunda vücut yanıt olarak kolesterol sentezini arttırıyor. Ancak gene de net sonuç kan kolesterolünün düşmesi olarak yansıyor.
Margarinlere eklendi
Bu etkileri, bitki sterollerinin çeşitli gıda maddelerine katılarak “fonksiyonel gıda” olarak kullanılmalarına yol açtı. Eğer bir gıda maddesi besin değerinin dışında vücutta hastalıkların önlenmesi ya da tedavisi kapsamında bazı fonksiyonlar için yararlı oluyorsa, “fonksiyonel” olarak değerlendirilmektedir.
Bitki sterollerinin elde edilişinde kullanılan başlıca kaynaklar soya fasulyesi ve kağıt sanayinde kullanılan çağağacı hamurundan elde edilen bitkisel yağlar. Bu yağlar rafine edilerek bitki sterolleri ayrıştırılıyor. Steroller yağda iyi çözündüğünden, bunları taşıyan en uygun gıda margarinler oldu. Böylece içine bitkisel sterol ya da stanollerin katıldığı margarinler sürüldü piyasaya. Daha da iyi çözünmeleri için sterol ve stanoller yağ asitleri ile birleştirildiler.
Bu kadarla da kalınmadı, bu maddeler tereyağı, krem peynir, sıvı yağlar, yoğurt, mayonez, çikolata, portakal suyu, hatta ekmek gibi gıda maddelerine de eklenir oldu. Ancak en yaygın kullanım gene de margarinlere eklemek şeklinde sürüyor.
Bitki sterolleri kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de düşürüyor. Bu etkileri, yaş ilerledikçe daha da güçleniyor. Genel olarak kolesterolü yüksek olanlarda günlük alınan 2-3 gram kadar bitki sterolünün LDL kolesterolü %6 - %15 oranında düşürdüğü belirtiliyor. Bu sırada “iyi kolesterol” olarak bilinen yüksek yoğunluklu kolesterolü (High Density Cholesterol: HDL kolesterol) düşürmemesi önemli bir avantaj. En etkili miktar günde 2 gram. Daha fazla alınması bir yarar sağlamıyor. Ayrıca, kan kolesterolü ve LDL kolesterolü yüksek değilse, bitki sterollerinin etkileri ve yararları az.
Burada çok dikkat edilmesi gereken bir nokta şu: Kolesterolü yüksek olan hastalar bu margarinleri, doğal kaynaklı diyerek, kullandıkları kolesterol düşürücü ilaçların yerine koyuyorlar. Bu çok yanlış. Belki kolesterol düşürücü ilaçlara yardımcı olabilirler ama onların yerini kesinlikle alamazlar.
Dikkat edin!
Bitki sterollerinin kolesterol düşürücü etkilerinin yanı sıra, erkeklerde prostat büyümesini durdurduğu, tümör baskılayıcı etkilerinin olduğu, kolon kanseri riskini azalttığı yönünde bilgiler verilmekteyse de, bu bilgiler henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değil.
Öte yandan, bitkisel sterollerin tiroid bezi hormonlarının salınımını düzenleyen tiroid stimülan hormon düzeyini yükselttiği; hazımsızlık, gaz, reflü, ishal, kabızlık gibi mide- bağırsak rahatsızlıklarına; akyuvarlarda azalma, bacak krampları gibi olaylara; A, D, E ve K vitaminleri ile beta-karoten gibi yağda çözünen yararlı maddelerin azalmasına yol açabildiği bildirilmektedir. Gerek kolesterol düşürücü etkilerinin, gerekse diğer yararlı maddelerin azalmasına yol açabildiği bildirilmektedir. Gerek kolesterol düşürücü etkilerinin, gerekse diğer yararlı ve rahatsızlık verici etkilerinin kesin olarak saptanması için daha çok deneğin yer aldığı, daha uzun süreli çalışmalar gerekmektedir.
Bütün bunlar göz önüne alınarak, bilimsel kurullar tarafından kan kolesterolü yüksek olan koroner kalp hastalığı riski yüksek hastalarda günde 2 gram kadar bitkisel sterol alınması öneriliyor. Ancak, kişinin kolesterol düzeyi yüksek olmayıp koroner kalp hastalığı riski yoksa, alınmaları gereksiz. En önemlisi, kolesterol düşürücü ilaç kullanan hastaların, “Ben doğal maddelerin katıldığı gıda kullanarak kolesterolümü düşürüyorum” diyerek ilacını kesmemesi gerekli.
Fonksiyonel gıdada büyük yatırım
Kalbim Benecol, 3 kişiden 1’inin yüksek kolesterol bilinci ve farkındalık oluşturmak için büyük bir iletişim kampanyası başlattı. Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan Ülker Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, fonksiyonel gıda pazarının geçen yıl 105 milyar USD’ye ulaştığını söyledi. Toplantıda ayrıca kampanyanın detayları ve Türkiye’nin kolesterol bilinci hakkında da bilgileri verildi.
Kolesterole beslenmeyle savaş açın
Kötü huylu kolesterol yani LDL, kalp damar hastalıkları için birincil risk faktörü. Türkiye'de 15 yaş üstü yetişkinlerin yüzde 79'u kolesterol seviyesini bilmiyor. 3 kişiden 1'i yüksek kolesterol problemi yaşarken, bu olumsuz tablo nedeniyle 50 yaş altında kalp krizi geçirme sıklığında yüzde 20 ile Avrupa'nın en yüksek oranına sahibiz. Kolesterolü yüksek çıkan hastaya yaşam tarzını düzenleyici
tedaviler uygulansa da tüm bunlar LDL'nin istenen düzeyegetirilmesinde her zaman yeterli olmayabiliyor. İlaç tedavisine başlanmadan önce kolesterolün düşürülmesinde bitkisel stanol içeren süt, yoğurt, margarin gibi ürünlere yönelen tıp dünyası özellikle son birkaç yıldır piyasada olan bu fonksiyonel gıdaların LDL düşürmekte etkili olduğunu vurguluyor.
İLAÇ YERİNE GEÇMEZ
Bu ürünleri Türkiye'ye ilk getiren Ülker Grubu da Kalbim Benecol ile Türkiye'de kolesterol bilinci ve farkındalık oluşturmak için büyük bir kampanya gerçekleştiriyor. Firmanın hassas olduğu konu ise Fonksiyonel gıda maddesi olan ürünlerle ilgili mesajın yanlış algılanması. Rasio AR-GE Direktörü Ingmar Wester, bu ürünlerin günlük beslenmenin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak "her gün düzenli olarak tüketilen 2 gram bitkisel stanolün, kötü kolesterolü 2 haftada yüzde 15'e varan oranda düşürdüğü 50'den fazla klinik deneyle ispatlandı. Kalbim Benecol ürünleri "ilaç" yerine geçecek gıdalar değil! Tedaviye 'yardımcı' nitelikte destek gıdalar. Dünyada 12 yıldır güvenle kullanılıyor. Yeni araştırma sonuçları da damar fonksiyonlarında ve yüksek trigliserid seviyesinde iyileşme sağladığını gösteriyor" diye konuştu.
ÖNCE DİYET, EGZERSİZ SONRA STANOLLER
Kötü huylu kolesterol olarak bilinen LDL seviyesi 130 ila 160 mg/dl arasında olan hastalar yüksek risk grubu olarak tanımlanıyor. Bu hastaların bir an önce hekim kontrolünde tedaviye başlaması gerekiyor.
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nden Prof. Dr. Oktay Ergene, "Bu durumdaki hastalara öncellikle diyet, egzersiz ve kilo vermeyle tanımlanan tedavi edici yaşam standardına geçmesi önerilmeli" diyor ve ekliyor: "Şayet yine bir düşüş yoksa diyetine bitkisel stanol içeren gıdalar eklenmeli. Yine bir değişiklik yoksa kolesterol düşürücü ilaçlar yani statin tedavi programına alınmalı. 2006 yılında yapılan yeni bir çalışmaya göre maksimum dozda statin içeren ilaca bitkisel stanol tüketimi de eklenince LDL düzeyinde yüzde 15'e varan ekstra düşüş sağlanıyor" dedi.
Bağırsaklarınızı sakız çiğneyerek çalıştırın
Londra St. Mary's Hastanesi'nde görevli olan Sanjay Purkayastha'nın yaptığı araştırmada, bağırsaklarının bir kısmı alınan 158 hastaya günde 3 kez sakız çiğnetildi. Bu hastaların bağırsak fonksiyonlarının, sakız çiğnemeyen hastalara göre daha erken başladığı ve erken taburcu edildikleri belirtildi.
Kuralına göre oyna 100 yaşına kadar yaşa
Colombia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi Cerrahi Kürsüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Öz, Sağlıklı Yaşam konferansı için Türkiye’deydi. TIME dergisinin “2008 yılının en etkili 100 ismi” listesinde yer alan dünyaca ünlü Kalp Cerrahı Öz, SKY Türk Sağlık Hattı’na da konuk oldu. Öz, uzun yaşamın sırlarını anlattı.
Her yıl yeni bir sloganla Türkiye’ye geliyorsunuz. Bu yılki sloganınız “SİZ GENÇ KALIN.” Gerçekten 100 yaşına kadar sağlıklı ve dinç kalabilmek mümkün mü?
İnsanların yanlış inanışları var. Yaşlılık hayatın doğal bir parçası değil. Eğer yaşlandırmayı hızlandıran olumsuz faktörleri hayatımızdan çıkarabilirsek 100 yaşına kadar yaşamamız mümkün.
Yeni kitabınız “Siz Genç Kalın”da insan vücudunu büyük bir kente benzetiyorsunuz ve genetik faktörleri vurguluyorsunuz?
Sanılanın aksine, genetik faktörler yaşlanma oranımızı %30 etkiler. Yaşlanmanın %70’i bize bağlı faktörlerdir. Kötü genlere sahip olsak bile yaşam stilimizi değiştirerek, düzenleyerek başta kanser olmak üzere kalp damar, diyabet gibi pek çok önemli hastalıktan da kendimizi büyük oranda korumuş oluruz.
Sizin yaşam biçiminizden bir örnek vermenizi istiyorum.
05.45’te kalkıyorum. Vücudumuzun esnekliğini koruyacak egzersizler yapıyorum. Her sabah 7 dakika yoga yapıyorum. Her sabah 7 dakika yoga yapıyorum, şınav çekiyorum.
Kahvaltı olmazsa olmaz mı?
Kahvaltı olması şart değil. Erken kalktığım zaman kahvaltı etmem. Saat 9’a doğru güne başlarken, bir avuç fındık, ceviz, badem yiyorum.
Zeytinyağını ısıtmayın
Türk toplumu zeytinyağını keşfetti, zeytinyağı hakkında neler söyleyeceksiniz?
Yemek yaparken zeytinyağını ısıtmak, tavada kızdırmak, ısıtmaktan kaçının. Isıtılmış zeytinyağının içerisinde kimyasal değişimler olur ve bu da sağlıklı değil. Yemek piştikten sonra zeytinyağını soğuk olarak ilave edin.
Aspirin kanserden korur
Aspirin hakkında da değişiklik görüşler var? Neler söyleyeceksiniz?
Aspirin, sanılanın aksine kanı sulandırmak için değil, kolon kanseri başta olmak üzere tüm kanser türlerini yakalanma riskini %40 oranında azaltır. 40 yaşından itibaren her gün 2 adet babyprin (bebek aspirini) veya yarım Aspirin kullanılmalı.
Çikolata ilaç gibi
Çikolata yapımında kullanılan kakao tanelerinin sağlık için yararlı olduğu, kalp ve kansere yol açan moleküllere karşı koruyucu kalkan görevi gördüğü belirlendi.
Okullu çocuklara özel beslenme planı
Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Gelişim'den sorumlu üyesi Mariann Fischer Boel'in yaptığı açıklamaya göre Avrupalı çocukların taze meyve ve sebzelerle sağlıklı beslenmesi sağlanacak ve obeziteye karşı önlem alınacak. Birliğe üye ülkelerde okula giden milyonlarca çocuğun bu sayede taze meyve ve sebze yiyeceğini söyleyen Mariann Fischer Boel, yürütülecek kampanyanın sağlıklı beslenmeye katkıda bulunacağını ve çocuk obezitesiyle mücadele edeceğini belirtti.
90 milyon euro bütçe
Hazırlanan geniş plan için 90 milyon euro bütçe tahsis edileceğini kaydeden Boel, üye her ülkenin bu parayı Brüksel'den alacağını bildirdi. AB tarafından fakir bölgelere özel statü verilebileceğini ifade eden Boel, bu bölgelere AB'nin yüzde 75'e kadar ek bütçe ayırabileceğini dile getirdi.
Avrupa Komisyonu raporlarına göre, üye ülkeler kendilerine özgü sağlıklı beslenme planı hazırlayarak harcama yapabilecek. Ayrıca raporda, meyve ve sebzeyi kavrayan genç tüketiciler oluşturması gerektiği vurgulandı.
Çok sayıda AB ülkesinin daha önceden okullarda sebze ve meyve şemaları oluşturduğunu anlatan Boel, ancak bazı merkezi ve doğu Avrupa ülkelerinin henüz bir planı olmadığını söyledi. Kendilerinin hazırladıkları planın Avrupa Komisyonu'nda bazı departmanlar tarafından incelendiğini belirten Boel, AB'ye üye ülkelerin tarım bakanlarının bir araya gelerek planı müzakere edeceğini ve pratikte nasıl uygulanacağını tartışacağını ifade etti. Planın büyük ihtimalle 2009-2010 eğitim döneminde kabul edileceğini bildiren Boel, çocukların beslenmesi ile ilgili şu bilgileri verdi: "Avrupa Birliği'nde çocuklar arasında obezite alarm veriyor. Obezite, Avrupalılar arasında erkeklerde yüzde 27 ve kadınlarda yüzde 38 oranında görülüyor. Günlük meyve ve sebze tüketimi de günlük 380 gram. Bu, Dünya Sağlık Örgütü'nün standartlarının 20 gram aşağısında."
Margarinin yeniden doğuşu
Kolestrol de yok trans yağ da
Margarini eski tahtına oturtmak isteyen üreticiler, hem sağlığa zararlı ‘trans yağ’ oranını düşürdüler hem de tüketicileri bilinçlendirmek için kampanya başlattılar.
Margarin hakkındaki önyargıları yok etmeyi ve bu yolla toplum sağlığına katkıda bulunmayı amaçlayan Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği’nin (MÜMSAD) bilimsel temellere dayandığını duyurduğu ‘7 gerçek’ten oluşan bilinçlendirme kampanyası sürüyor. Margarin hakkındaki gerçeklerin artık Türkiye’de de bilinmesi gerektiğini söyleyen Ülker Gıda Grubu Başkanı ve MÜMSAD Başkanı Metin Yurdagül, “Tükettiği yiyeceklerin içeriği konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen Türk halkı, başta internet olmak üzere çok çeşitli kanallardan yönelen bilgi bombardımanına muhatap kalıyor.” Gerçeklerle ve bilimsellikle ilgisi olmayan birtakım yazılar akılları karıştırıyor.
Kulaktan kulağa yayılan söylentiler nedeniyle tüketiciler neye inanacaklarını şaşırıyor. Dünyada tam 139 yıldır tüketilen ve sağlıklı bir besin olan margarin ‘doğru bilinen yanlışlar’dan en çok etkilenen gıda maddelerinden biri. Türkiye’de margarin sektörünün yüzde 90’ını oluşturan MÜMSAD üyeleri margarin hakkında doğru bilgileri halka ulaştırmak ve soru işaretlerini aydınlatma üzere harekete geçti” diyor.
2001–2007 arasında yılda ortalama 160 bin ton (650 milyon paket) kahvaltılık margarin tüketildiğine dikkat çeken Yurdagül şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Söylentiler ve olumsuz yorumlar nedeniyle tüketicilerin margarine olan ilgisi giderek zayıfladı. Kahvaltılık margarin üretimi yılda ortalama 160 bin ton civarında ve tonajlar sabit kalsa da kişi başı tüketim yıldan yıla düşüş gösteriyor. Oysa MÜMSAD üyesi margarin üreticileri, trans yağ sorununu 1990’ların sonundan bu yana kullandıkları teknolojiyle aştı. Bilinçlendirme kampanyamızla bunu halkımıza çok daha iyi anlatıp, yaklaşık 650 milyon YTL olan iç pazarı olması gereken değere taşımayı amaçlıyoruz” diye konuşuyor.
‘Trans yağa standart getirdik’
Margarinle trans yağ arasında yanlış bir algılamanın oluştuğuna değinen Yurdagül, “Türk margarin sanayi bu sorunu 1990’ların sonunda çözdü. Fakat biz bunun altını çizmek istemedik. Çünkü tüketici daha trans yağ nedir bilmiyordu. Önce onun zararlı olduğunu anlatıp sonra biz bunu kaldırdık demek pek işimize gelmedi. Ama daha sonra internet başta olmak üzere basında trans yağ ile ilgili çıkan ve margarini hedef alan olumsuz söylemler bizi harekete geçirdi. Bu üreticiler, çok yeni devreye giren etiketleme tebliğine göre ürünlerinde ‘Trans Yağ Yoktur’ amblemini kullanarak tüketicisine karşı bir diğer önemli sorumluluğu yerine getiriyor. Trans yağ oranıyla ilgili ne Avrupa Birliği ne de ABD’de henüz bir standart var. Yüzde 2’nin altını kabul eden de var yüzde 1’in altını kabul eden de. Biz Türkiye’de bu oranı yüzde 1!in altına çektik. Trans yağ sıfır olamıyor. Çünkü doğada trans ya bu oranlarda var” diyor.
‘Yağın lezzeti, yani tadı olmaz’
Margarinin en başından beri bitkisel bir ürün olduğuna dikkat çeken Metin Yurdagül, üretimde kullanılan sütün de tamamen yağının alındığını ve margarine aroma katsın diye kullanıldığını belirtiyor. Yurdagül şöyle konuşuyor: “Çünkü rafine edilmiş yağda lezzet olmaz. Eğer bir yağ örneğin mısır yağı ‘mis gibi mısır kokuyor’ diyorsanız bu yağ iyi rafine edilmemiştir. Margarinler ayçiçeği, soya, palm gibi bitkisel sıvı yağlardan elde edilir.”
III. Napolyon’un hediyesi
Dünyada ilk margarin, 139 yıl önce, Fransa’da üretildi. Zamanın Fransa Kralı III. Napolyon’un emriyle kimyager Mege Mouries 1869’da don yağı ile sütü karıştırarak margarini ilk keşfeden kişi oldu. Bu keşifte ortaya çıkan kristalize olmuş yağları inciye benzeten kimyager Latince’de ‘inci tanesi’ anlamına gelen ‘aleo margarine’ adını verdi. Margarinin bu ilkel yöntemle üretimi 40 yıl kadar sürdü. Esas gelişme, 20’inci yüzyılın ikinci yarısında yaşandı. 1980’lerde çok düşük yağlı diyet margarinler üretildi. 1990’ların başlarında o zamana kadar iyi yağlar arasında sayılan trans yağların sağlık yönünden zararları bilimsel olarak saptandı. Trans yağ likit yağların hidrojenasyonu sırasında kısmen oluşan bir yağ cinsi. Bunun üzerine geliştirilen moderne teknolojiler sayesinde 1995’den sonra Avrupa’da, 2000’lerin başında da Türkiye’de büyük margarin üreticileri trans yağ içermeyen margarinleri üretmeye başladı.
Ülker’den light peynirli kraker
İçeriğindeki polidekstroz, bağırsaklardaki yararlı
organizmaların çoğalmasına yardımcı olarak prebiyotik etki sağlıyor. Bu etki
sayesinde, kansere, şeker hastalığına, kalp hastalıklarına be peklik sorununa
karşı koruyucu özellik gösteriyor ve düşük yağ, şeker ve enerji oranıyla kilo
vermeye, kilonuzu korumanıza ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı oluyor.
Ürünün içeriğindeki buğday kepeği doğal lif özelliğinde ve
ayrıca sıvı ile birlikte hacim oluşturarak, tokluk hissi sağlıyor, fazla yeme
riskini de ortadan kaldırıyor.
8 adet Ülker Mavi Yeşil Light Peynirli Kepekli Kraker’in
kalorisi yaklaşık 1 ince dilim ekmeğin kalorisine eşit.
Sizi kalpten seven çikolata ile tanışın

Yüzde 70 oranında kakao içeren bitter çikolata Gusti'nin yeni sürprizlerine de hazır olun.
Margarin hakkında 7 gerçek

Margarin hakkında yanlış olarak bilinen bu 7 temel bilginin, sağlık yararına değinmesinden dolayı kampanya '7 Gerçek' adını aldı.
Konuyla ilgili yapılan basın toplantısında MÜMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yurdagül, margarin hakkındaki yanlış bilinenleri düzeltmek, önyargıları yıkmak için ortak bir hareket başlattıklarını belirterek, 'Amacımız, bilgilendirmenin yanı sıra toplumsal bir sorumluluğu yerine getirmek; tüketicinin uygun fiyatlı, besleyici ve faydalı bir seçim olan margarin konusunda bilinçlenmesini sağlamak. Doğru bilgilerin aktarılmasıyla, margarin konusunda yanlış bilinenleri ve bunların yol açtığı önyargıları gidermeyi hedefliyoruz' açıklamasını yaptı.
Kampanyanın temelini oluşturan 7 madde ise şöyle sıralandı;
Margarin tamamen bitkisel yağlardan üretilir.
Kolestrol içermez.
Trans yağ içermez.
Beslenme çeşitliliğine katkı sağlar.
Omega 3 ve Omega 6 yağları içerir.
A ve D vitaminleri içerir.
Margarin iyi bir enerji kaynağıdır.
Türk Kalp Vakfı’ndan ünlülere ‘İyi Kalpli Ol’ sertifikası
20. Kalp Haftası’nın tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında hazırlıklarını ‘İyi Kalpli Ol’ konsepti içinde tamamladıklarını belirtilen Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın, kalp sağlığı konusunda bilinç oluşturma çalışmalarında kendilerine 3 yıldır destek olan Ülker Kalbim Benecol’ün yanı sıra birçok ünlüyü sertifika ile ödüllendirdi. Toplantıda konuşan Ülker Kalbim Benecol Pazarlama Müdürü Verda Duysak, ‘Toplumu bilinçlendirmek en önemli önceliklerimizdendir. Bu noktada Türk Kalp Vakfı ile aynı platformda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Desteğimiz devam edecektir.’dedi.
Türk Kalp Vakfı’nın kaliteli hizmet ve etkinlikleri ile sosyal ve kültürel yaşama katkıda bulunan Emre Kınay, Nebil Özgentürk, Perran Kutman, Süheyl – Behzat Uygur, Okay Temiz, Tan Sağtürk, Yılmaz Morgül, Ceyda Düvenci, İpek Tuzcuoğlu, Coşkun Özarı, Mirkelam, Yalın ve Kıvanç Tatlıtuğ gibi isimlere katkılarından dolayı ‘İyi Kalpli Ol’ sertifikası verildi. Kalp haftası birçok akademik, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikle ay boyunca kutlandı.
Ülker Kalbim Benecol’den 20. Kalp Haftası’na destek
20. Kalp Haftası’nın tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında hazırlıklarını "İyi Kalpli Ol" konsepti içinde tamamladıklarını belirten Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın, kalp sağlığı konusunda bilinç oluşturma çalışmalarında kendilerine 3 yıldır destek olan Ülker Kalbim Benecol’ün yanı sıra bir çok ünlüyü sertifika ile ödüllendirdi.
Margarincilerden “7 gerçek” kampanyası
Türkiye’de margarin sektörünün yüzde 90’ını oluşturan Unilever, Ülker Gıdasa ve Küçükbay şirketlerini bünyesinde barındıran MÜMSAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yurdagül, “Margarin hakkında yanlış bilinenleri düzeltmek ve önyargıları doğrulara dönüştürmek için sektör olarak ortak bir hareket başlattık. Amacımız, tüketicinin uygun fiyatlı, besleyici ve faydalı bir seçim olan margarin konusunda bilinçlenmesini sağlamak” diye konuştu.
Tüketim düşüyor
Kahvaltılık margarin tüketiminin 2001-2007 yılları arasında yılda ortalama 160 bin ton civarında gerçekleştiğini söyleyen Yurdagül, son yıllarda firmaların üretimlerimde bir ilerleme yaşanmadığını belirtti.
Yurdagül, “Tonajlar sabit kalsa da kişi başı üretim yıldan yıla düşüş gösteriyor. Oysa bilinçlendirme kampanyamızla bunu halkımıza çok daha iyi anlatıp, yaklaşık 650 milyon YTL olan iç pazarı olması gereken değere taşımayı amaçlıyoruz” açıklamasını yaptı.
Margarin ile ilgili 7 gerçek
1-Margarin tamamen bitkisel yağlardan üretilir.
2-Kolesterol içermez.
3-Trans yağ içermez.
4-Beslenme çeşitliliğine katkı sağlar.
5-Omega 3 ve omega 6 yağları içerir.
6-A ve D vitaminleri içerir.
7-Margarin iyi bir enerji kaynağıdır.
Alzheimer’a karşı bir fincan kahve
Kuzey Dakota Üniversitesi araştırmacıları, kan yoluyla beyine zararlı maddelerin geçmesini engelleyen doğal bir mekanizma olan "beyin-kan bariyeri" üzerinde kafeinin etkilerini incelediler. Yüksek kolesterollü besinlerle beslenen tavşanlara günde 3 miligram kafein verildi. Bu, bir insanın günde bir fincan kahve içmesine eşit. 12 hafta sonra kafein alan tavşanların beyin-kan bariyerinin gözle görülür derecede sağlam olduğu görüldü. Böylece kafeinin kolesterolün beyindeki yıkıcı etkisini engellediği anlaşıldı.
Ülker Kalbim Benecol: Kolesterolü düşürmeye yardımcı…
Sn. Nilgün Özbaşaran Dede,
Cumhuriyet Bilim Teknoloji ekinde yayınlanan 28.12.2007 tarihli yazınızla ilgili bazı bilgileri paylaşma ihtiyacı hissediyoruz. Türkiye dahil 30 ülkede varlık gösteren Kalbim Benecol, yaşam kalitesine önem veren, sağlıklı yaşam bilinci yüksek, dengeli beslenmenin önemini bilen tüm yetişkinlere hitap etmektedir. Türkiye’de sağlık bilinci arttıkça, tüketici günlük tüketiminde bu ürünlere daha çok yer vermeye başlayacak ve ürünleri her gün düzenli kullanma alışkanlığı daha da gelişecektir.
Bitkisel stanoller, kadınlar ve erkekler, yetişkenler, sağlıklı bireyler, kalp hastaları, diyabet hastaları, metabolik sendrom hastaları, “normal” kolesterol düzeyine sahip bireyler ve genetik olarak yüksek kolesterole sahip bireylerde kolesterolü etkin bir şekilde düşürür. Bu etkiler Avusturalya, Belçika, Finlandiya, Almanya, Japonya, Kore, Hollanda, İspanya, İsveç, İngiltere ve Abd gibi birçok ülkede klinik deneylerle test edilmiş ve onaylanmıştır. Bitkisel stanollerin, kolesterolü düşürmede etkili bir gıda hammaddesi olduğu;
- ABD Ulusal Kolesterol Eğitim Programı,
- AB Gıda Bilimsel Komitesi,
- Uluslar arası Ateroskleroz Birliği,
- Uluslar arası Lipid Bilgilendirme Ofisi
- Dünya Sağlık Örgütü
gibi bir çok uluslar arası ve ulusal otorite tarafından kabul edilmektedir.
Yetişkinlerin kolesterol seviyesindeki %10’luk bir düşüş, kalp hastalıklarına yakalanma riskini yaşa göre aşağıdaki ölçülerde azaltmaktadır: Bitkisel stanollerin etkileri, farklı gıdalarda klinik olarak incelenmiştir. Bağımsız araştırma şirketleri tarafından gerçekleştirilen 40’tan fazla klinik deney sonucunda 2-3 gr stanolün;
- Toplam kolesterolü %10’a varan oranlarda,
- LDL(kötü) kolesterolü %15’e varan oranlarda,
- Bitkisel sterolü %30-50 oranları arasında düşürdüğü,
Ayrıca;
- HDL(iyi) kolesterolü etkilemediği,
- Trigliserid olumlu etki yarattığı da kanıtlandı.
Bu kinik deneylere göre
- Stanol tüketiminin başladığı günden itibaren kana karışan kolesterol miktarı hızla azalmaktadır.(American Journal of Clinical Nutrition 2000;71;1095-102)
- Bitkisel stanolün etkisi kalıcı ve uzun sürelidir.(Miettinen et al published in the New England Journal of Medicine 1995;333:1308-12)
- Bitkisel stonoller, sağlıklı bir beslenme düzeninin kolesterol düşürücü etkisine katkı sağlar.(Blair et al in American Journal of Cardiology 2000;86;46-52)
İlaç değil gıda
Bu bilgilerden de açıkça anlaşılabileceği gibi Kalbim benecol bir ilaç değil, kolesterol düşürmeye yardımcı olma fonksiyonu olan bir gıda ürünüdür. Kalbim Benecol ürünleri, günlük beslenmenin bir parçası olarak tüketilebilir. İnternet sitemizde de belirttiğimiz gibi, her gün düzenli olarak tüketilen 2 gr bitkisel stanolün, kötü kolesterolü 2 haftada %15’e varan oranda düşürdüğü klinik deneylerle ispatlanmıştır. Kalbim Benecol ürünleri de günlük alınması gereken bitkisel stanol miktarını içererek, kolesterolün düşürülmesinde yardımcı rol oynar.
Bitkisel stanoller doğal olarak mısır, buğday, pirinç ve diğer bitkilerde bulunan doğal bir besin öğesidir; günlük beslenme düzenimiz içerisinde az miktarlarda mevcuttur. Kalbim Benecol ürünleri ilaçla birlikte de kullanılabilir. Klinik deneyler, Kalbim Benecol’ün ilaçların etkilerine olumlu yönde katkı sağladığını da göstermektedir.
Margarin zararlı değil aksine sağlığa yararlı
Mutfak Ürünleri ve Margarin Üreticileri Derneği 2004 yılında kuruldu. Derneğin bugün 33 üyesi bulunuyor ve üyeler önemli 12 firmanın temsilcilerinden oluşuyor. Derneğin ilk kurucu kadrosu ise gıda alanında Türkiye'nin en önemli üç markası gıda markası Ünilever, Ülker ve GıdaSa. 12 şirketin 4'ü margarinci, diğerleri ise mutfak ürünleri denilince akla gelen ilk markalar. Bunlar ev hanımlarının mutfağa girdiklerinde pratik olarak yapacağı ürünlerin hepsini kapsıyor. Çorbalar, bulyonlar, yemek harçları, pudingler mutfak ürünleri ve diğerleri. Kısacası Nestle'den Ünilever'e, Ülker'den Dr.Outker'e,Gıdasa'dan Doğadan'a kadar neredeyse tüm gıda firmaları derneğe üye. Derneğin ilk başkanı Ünilever'de yıllarca üst düzey yöneticilik yapmış olan Taşkın Tuğlular... İkinci Başkanıysa 2007'nin Haziran ayında başkan olan hayatını margarine adamış bir isim. 1967'den beri margarin sanayiinde çalışan yağ işinde yaklaşık 25 seneyi geride bırakan, Besel yağ fabrikasını kuran ve ardından yaklaşık 16 seneden beri de Ülker ile çalışan Ülker'in Yönetim Kurulu Üyesi ve Şirket Sözcüsü Metin Yurdagül. İşte bu gün Metin Yurdagül ile hem derneği hem de Margarin ve yağ sektörünü konuşacağız.
Türkiye'de margarin ve mutfak ürünleri pazarının büyüklüğü ile başlayalım isterseniz?
Margarin pazarının büyüklüğümüz 1 milyar doların üstünde. Margarinciler dışında çaycılar ve diğerlerini de katarsak dernek 1.5 milyar doları buluyor.
Dernekleşmek şart mıydı?
Yağ sanayinin de kendine göre sorunları var. Sorunları olmasa bile şekil ve yapı olarak değişik özellikleri var. O yüzden böyle bir dernekleşmeye ihtiyaç duyuldu.
Sektörü nasıl tanımlarız?
Türkiye'de margarin sanayisinde 5-6 tane firma var. Bunların 4 tanesi bizim üyelerimiz. Bu 4 firmanın pazar payı Türkiye'de yüzde 90. Nerdeyse tamamı bu firmalara ait yani.
Herkes istediği gibi üye olabiliyor mu?
Tabi, margarincilerin derneğimize katılmasında bazı şartlarımız var. Mesela bize gelen firmalar trans yağ konusunu halletmiş, trans yağı içermeyen ürünler üretir konuma gelmiş olmalıdır. Piyasada bulunan ürünlerde bir amblem var, trans yağı kullanılmadığına dair. Biz bunun patenti için dernek olarak başvurduk. Bunu sadece bizim üyelerimiz kullanabiliyor. Türkiye'de ki diğer margarin sanayicilerinden de rica ediyoruz. Türkiye'de ki teknolojileri uyarlasınlar derneğimize katılsınlar.
Nasıl kontrol ediyorsunuz?
Piyasadan üreticilere haber vermeden margarinleri toplatıyoruz, laboratuara götürüyoruz. Eğer bir problem görürsek ikaz ediyoruz. Amacımız amblemin patentini aldıktan sonra yağ kullanan sektörleri de koruma altına almak. Yani firmalar yağ kullanarak herhangi bir ürün yapıyorsa paket olarak bize müracaat etsin, biz analizini yapalım.
Türk üreticiler zararlı yağ kullanmıyor
Metin Yurdagül ısrarla kamuoyunda margarin konusunda yanlış bir kanının olduğunun altını çiziyor. Bunu tüketicilere duyurmak için ise dernek olarak yoğun bir şekilde çalışma yapıyorlar.
Margarinin sağlıklı olması konusunu ise Yurdagül şöyle açıklıyor, “ Margarenin sağlıklı olmasının birçok nedeni var. Ama en önemli nedeni bitkisel kaynaklı olması. Margarin bitkisel kaynıklı bir ürün olduğundan kesinlikle kolesterol içermiyor. Doymuş yağ oranı ise hayvansal kaynaklı ürünlere oranla çok düşük. Aksine doymamış yağ oranı yüksek. Diğer yandan margarin Vücudun mutlaka ihtiyacı olan omega 3 ve omega 6 yağlarını içeriyor. Diğer yandan son teknoloji ile üretildiğinden trans yağ içermiyor.”
ENERJİ VERİYOR
Margarinin faydalarını ve içeriğini saymakla bitiremeyen Metin Yurdagül şöyle devam ediyor “Yaşam için zorunlu ve sadece yağda eriyen A ve B vitaminlerini yine margarin içeriyor. A vitamini çocuklarda göz B vitamini kemik için yararlı. Bunlar sadece yağda çözülüyor. Bir çocuk 12 saat uyuyorsa bu kadar saat aç kalıyor. Bir dilim ekmek üstüne sürülen margarin çok fazla enerji veriyor. Ayrıca sanılanın aksine margarin kolesterol yapmıyor, kollestrol metabolizmasını düzenleyen maddeler içeriyor. En büyük enerji kaynağı yine margarinde. Ekmek ve şekerden çok daha fazla enerji veriyor üstelik kilo yapmıyor. Unutmamak lazım günlük enerjimizin yüzde 30-35'ini yağdan alıyoruz. Margarin aynı zamanda doygunluk hissi oluşturuyor. Besin hazırlamada da çok fonksiyonel bir ürün. Dünya kalp federasyonu, Harvard Tıp okulu, Amerikan Kalp derneği, margarini dengeli beslenmenin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor.
Trans yağ devri bitti
1869 yılında keşfedilen margarin tereyağı açığını kapatmak için kullanılıyor. 1909 yılında bir Alman kimyagerin izolasyon yöntemini bulması sonrasında ise daha hızlı üretiliyor ve daha yaygın bir biçinde kullanılıyor. İzolasyon sıvı yağların hidrojen yoluyla kısmen sertleştirilmesi. Trans yağ da bu izolasyon sonrasında dejenerasyon sonucunda oluşan bir yağ. Trans yağ 1990'lara kadar iyi bir yağ olarak kabul ediliyor. Fakat 90'lı yıllarda trans yağının insanlara zararlı olduğunu kanıtlanıyor. 1995 sonrası ise yeni teknoloji ile trans yağdan arındırılmış margarinler gelişmiş ülkelerde kullanılmaya başlanıyor. 2000'in başlarında da Ünilever, Ülker gibi büyük firmalar ürünlerini trans yağsız yapıyorlar.
Ülker Susamlı Çubuk'a altın madalya
Ülker, Alman Tarım Birliği (DLG) tarafından, Aralık 2007'de düzenlenen "Pastacılık Ürünleri ve Tatlılar Üstün Kalite Yarışması"nda Susamlı Çubuk ürünüyle altın madalya kazandı. Her yıl 20 binden fazla gıda ve içecek ürününün kapsamlı analizlerini yapan DLG Gıda Test Merkezi, düzenlediği yarışmalarla kapsamlı sensörik analizlerden ve laboratuvar testlerinden başarıyla geçen ürünleri ödüllendiriyor. Avrupa genelinde faaliyet gösteren firmaların ürünlerinin değerlendirildiği yarışmada Ülker Susamlı Çubuk markaları 185 firma ve bin ürün arasından seçildi.
Sindirimi kolaylaştıran ürünler
Prebiyotik, probiyotik ve sinbiyotik besinler vücut işlevlerini
geliştirdikleri, sağlığı olumlu yönde etkiledikleri ve hastalıklara karşı
koruyucu olabildikleri için fonksiyonel besin olarak değerlendirilirler.
Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran veya aktivitesini
uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere
(besinsel lifler gibi) prebiyotik denir. Probiyotikler yararlı bağırsak
mikroplarıdır (bakteriler ve mantarlar). Vücutta probiyotik ve prebiyotik gibi
davranan organizmalara da sinbiyotik denir.
Probiyotik ve prebiyotik ürün kategorisinde sadece yoğurt ve
süt değil, prebiyotik içecekler de yer alıyor. Aynı zamanda diyet pazarının ve
sağlıklı yaşam trendlerinin artması ile birlikte bazı mamalara, kahvaltılık
gevreklere ve peynir gruplarına da pre ve probiyotikler eklenebiliyor.
Bu ürünleri her birey kullanabilir. Günün herhangi bir
saatinde, yemeklerle birlikte, yemek sonrasında ya da atıştırmalık olarak
tüketilebilirler. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu ürünlerin sıcak yemeğe ilave
edilerek yenmemesidir çünkü yüksek sıcaklık probiyotik mayaların ölümüne,
dolayısıyla bu mayaların sağlayacağı faydaların ortadan kalkmasına sebep
olabilir.
Prebiyotik ve probiyotik besinlerin
faydaları
- Bağırsak sisteminin düzenli çalışmasına ve
kabızlık sorununun giderilmesine yardımcı olabilirler.
- Ağız kokusu
sorununun daha az görülmesinde etkileri görülebilir.
- İnce ve kalın
bağırsaklardaki kötü ve zararlı bakterilerin yerine geçerek onları kontrol
altına alabilir ve sindirim fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyebilirler.
-
Laktoz (süt şekeri) ve protein sindirimini kolaylaştırabilirler.
-
Antibiyotik tedavisi ve seyahat sırasında görülebilen ishal sorununda tuvalete
gitme sıklığını azaltabilirler.
- Zararlı bakterilerin çoğalmalarını ve
gelişmelerini engeller, vücuttan atılmalarına yardımcı olabilirler. Böylece
doğal bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok hastalığa karşı vücut direncinin
artmasına katkıda bulunabilirler.
Yiyeceklerle alınan toksik (zehirli)
maddelerin vücuttan atılmasına katkıda bulunurlar.
- Doğal lifle birlikte
kalsiyumun bağırsaklardan emilimini artırabilir, böylece kemik erimesini
önlemeye ve formda kalmaya destek verebilirler.
Probiyotik ve prebiyotik olmayan besinler tükettiğimizde
probiyotik bakterileri ve bunların yaşam çevresini düzenleyen prebiyotikleri
vücudumuza almamış oluruz. Bu durumda, prebiyotik ve probiyotiklerin yukarıda
bahsettiğimiz faydalarının bir kısmından yararlanamayız. Çünkü normal yoğurtta
da bu faydalı bakteriler bulunur ve tutunurlukları az olduğundan, yararlı
etkilerin tümünü probiyotik ürünler kadar gösteremez.
Daha sağlıklı bir yaşam için
yeme-içme önerileri
- Ekmek konusunda seçiminizi yüzde 100
tam tahıldan üretilmiş ekmekten yana kullanın.
- Bitki çaylarını ihmal
etmeyin ama doğru zamanlarda tüketin. Örneğin, adaçayının uyarıcı, melisanın ise
rahatlatıcı etkisi vardır.
- Siyah çayın, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece
kalorisi yoktur. Vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir.
Ancak kafein içermesi nedeniyle dikkatli tüketilmeli.
- Çayınızı, kahvenizi
veya kahvaltılık gevreğinizi tatlandırmak için normal şeker yerine, enerjisiz
doğal tatlandırıcıları kullanın.
- Her zaman yanınızda, çantanızda, arabada,
ofiste sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun.
- Omlet yaparken iki yumurta
yerine, yumurtalardan birinin tamamını kullanın, diğerinin ise sadece beyazını
ekleyerek aldığınız kaloriyi azaltın. Omletinizi peynir veya et yerine, soğan,
mantar, ıspanak, biber ve baharatlarla lezzetlendirin.
- Kırmızıbibere acı
tadını veren kapraicin adlı madde güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle
yemeklerinizi kırmızıbiberle tatlandırın.
- Soya fasulyesi sağlıklı bir
protein kaynağıdır, öğünlerinizde kullanmaya özen gösterin.
Süt-yoğurt-peynir
Süt, her tür peynir, yoğurt,
dondurma gibi süt ürünleri, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral
sağlar. Tereyağı dışındaki süt ürünleri kemiklerin büyümesi ve bakımı için
önemli bir besleyici olan kalsiyumun olağanüstü kaynaklarıdır. Sütte çeşitli
oranlarda tam yağlı (yüzde 2), kaymağı alınmış ya da kısmen yağı alınmış (yüzde
1) D vitamini vardır. Ortalama yetişkin günde iki bardak süte ihtiyaç duyar.
Süt aynı zamanda temel kalsiyum kaynaklarından biridir.
Kadınlar, özellikle hamile ve emziren kadınlar ve büyümekte olan çocuklar günde
iki bardaktan fazlasına ihtiyaç duyar.
Kahvenin azı yarar çoğu zarar
DÜNYADA her gün 1.5 milyar fincana yakın kahve tüketilmekte ve
bu rakam giderek artmaktadır. Uzun yıllardır, kahvenin insan sağlığı üzerine
etkileri konusunda çeşitli yazılar yayınlansa de bu konu hala tartışılan bir
alan olarak gözükmektedir. Kahvede yaklaşık 500 civarı kimyasal vardır, ancak
esas ilgi kafein üzerine yoğunlaşmaktadır. Kafeinin kanser oluşumu üzerine
etkisi olduğu birçok araştırmada tartışılmaktadır. En son Amerika Kalp
Birliği’nin 45,448 erkekte yaptığı çalışmada da kafein ve kanser arasında bir
ilişki gösterilememiştir. Aksine, son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kafein
içenlerde kanser ve bazı hastalıkların azaldığı gösterilmektedir. ‘Journal of
the National Cancer Institute’ adlı dergide 2005’te yayınlanan çalışmada kahve
içenlerde rektal (bağırsak) kanseri riskinin yüzde 52 azaldığı gösterilmiştir.
Ancak kahve içenlerin sağlık açısından dikkat etmesi gerekenler de var. Kahve,
pişirme tekniğine bağlı olarak kolesterolu artırabilmektedir. Bu nedenle günlük
en fazla 6 fincan kahve önerilmektedir. Gebeler, emzirenler ve yüksek tansiyonu
olanlarda bu miktar günde 1 fincana inmektedir. Kahve fazla içen gebelerde düşük
riskinin artığı görülmüştür.
2006’da yapılan geniş bir çalışmada kahvenin yaşa bağlı
algılama sorunlarını azaltıcı etkisi olduğu gösterildi. Kahve içenlerde Tip 2
şeker hastalığı riskinin azaldığı ortaya çıktı. Kafein verilen farelerin
yarısını öldüren doz 192 mg/kg’dır. İnsana uyarlanırsa insan için toksik doz 1-4
gramdır. Bu doza erişebilmek için aynı dönemde en az 25 -100 kutu diet-cola veya
50-200 tane gofret yemek gereklidir.
KAHVENİN KALORİSİ
Kahve çekirdekleri yağ içerseler de, şeker katılmamış kahvenin
kalorisi sıfıra yakındır. Bu özellikle neskafe, espresso ve Türk kahvesi için
geçerlidir. Ancak bkahve dükkanlarında sunulan kahve çeşitlerine süt, şeker,
krema, gibi maddeler katıldığı için kalorisi de oldukça artmaktadır.
Kahveli içecekler aslında son derece masum
Orta boy filtre kahve - 10 kalori, 0 gram şeker
Orta boy
Caffe Americano - 15 kalori, 0 gram şeker
Orta boy Caffe Latte - 260 kalori,
19 gram şeker (5 çay kaşığı)
Orta boy Caffe Mocha - 400 kalori, 33 gram
şeker (8 çay kaşığı)
Bilinmeyen Yönleriyle Margarin
Sunumları izlemek için lütfen üzerlerine tıklayınız.
Prof. Dr. Aziz Tekin Sunumu için
tıklayınız.Prof. Dr. Nevzat Artık Sunumu için
tıklayınız.Prof. Dr. Tanju Besler Sunumu için
tıklayınız.Ceylan Intercontinental Otel’de düzenlenen ve Gıdahattı dergisinin basın sponsoru olduğu konferans sektörün önde gelen üreticilerini, akademisyenleri ve bakanlık yetkililerini bir araya getirdi. Tarım Bakanlığı, akademi dünyası ve sanayicilerin katılımı ile gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmalarını MÜMSAD yeni başkanı Metin Yurdagül, TGDF Başkanı Şemsi Kopuz ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil gerçekleştirdiler. Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Karaca, TÜGİS Başkanı Nejdet Buzbaş, Tek-Gıda İş Sendikası temsilcilerinin de ilgiyle takip ettiği konferansı, Tarım Bakanlığı yetkilileri, akademisyenler ve basında ilgiyle izledi.
Margarin Sanayicileri Üretimlerinde En Son Teknolojiyi Kullanıyor
Konuşmasında “Bilinmeyen Yönleri ile Margarin ve Beslenmedeki Rolü” konferansı ile bir ilkin gerçekleştirildiğine dikkat çeken MÜMSAD Başkanı Metin Yurdagül, margarinin “sektör- akademi- bürokrasi” zincirinin tüm halkalarının katılımıyla kamuoyu nezdinde ilk kez ele alındığının altını çizdi.
MÜMSAD’ın temel hedefinin üretici ve tüketici arasında bir köprü olarak sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda bilinç seviyesini yükseltmek olduğuna işaret eden Yurdagül, derneğe üye tüm kuruluşların Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın öngördüğü standartlarda üretim yapan “AR-GE ve Gıda Güvenliği” konularında yüksek standartlara haiz şirketler olduğunu ifade etti.
Yurdagül, “Bu noktadan hareketle geçtiğimiz günlerde özellikle Margarin konusunda ortaya atılan bir takım spekülasyonlar bizleri üzmekle beraber, yapılan değerlendirmeler karşısından cevap hakkımızın da doğmasına vesile olmuştur. Ancak, ne derneğimizin ne de üye kuruluşlarımızın ‘bilimsel kriterler’ ve ‘bilimadamları’nın söyledikleri dışında söylediği ya da söyleyeceği bir şey olmamıştır. Bu nedenle uzmanları ve Bakanlığımız yetkilileri nezdinde her boyutu ile değerlendirerek konuyu tüm kamuoyunun huzurunda masaya yatırıyoruz” dedi.
Beslenme Konusunda Halkımız Yanlış Bilgilendiriliyor
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz’da konferansın açılışında yaptığı konuşmada, gıda konusunda bilinçli bilinçsiz yapılan spekülasyonlara dikkat çekti. Kısa süre önce Trans Yağlar hakkında çıkan haberler ile gerek sektörün ile gerekse Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın haksız iddialara ve ithamlara maruz bırakıldığını hatırlatan Kopuz, “Sağlıklı toplum ve sağlıklı bireyler yetişmesi konusunda herkesin çok değişik sorumlulukları var. Bu sorumlulukların başında da halkımızın ‘doğru bilgilendirilmesi’ gelmektedir. Gıda sanayi olarak bu konudaki en temel rahatsızlığımız ehil olmamasına rağmen özellikle ‘beslenme’ konusunda halkımızın yanlış kişilerce bilgilendirildiğine tanık oluyoruz. Beslenme ‘multi-disiplinel’ bir konudur… İnsanların sadece kilolarına bakarak beslenme önerilerinde bulunmak bile son derece yanlış sonuçlar doğurma riskleri taşır. O nedenle kamuoyu nezdinde başta sektör temsilcileri olarak bizlerin, yöneticilerin, akademisyenlerin ve bir o kadar da medyaya büyük sorumluluklar düşmektedir” sözleriyle yaşanan sıkıntıyı dile getirdi.
Tarım Bakanlığı “Sağlıklı Gıda” için Çalışıyor
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil ise açılışta yaptığı konuşmada, bakanlık ve Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nün (KKGM) “sağlıklı gıda” için çalıştığını vurguladı. Pakdil, “Sağlıklı Gıda, hem üretimin sağlıklı olması, hem de tüketicinin güvenilir gıda tüketmesi demek. Gıda üreticileri zaman zaman haksız spekülasyonlara maruz kalmaktadır. Oysa bu üreticilerin hak etmediği bir durumdur. Gıda konusunda yeni mevzuat çalışmalarımız devam etmektedir. Ulusal Gıda Kodeksi Konseyi ve alt komisyonları sağlıklı gıdanın tüketiciye ulaştırılması adına devamlı çalışmaktadır” dedi. Biz gıdada her alanda titiz davranıyoruz, bu nedenle margarin konulu toplantıyı organize ederek kamu kesimi, üniversite-özel sektör buluşmasını sağlayanlara teşekkür ediyorum diyen Dr. Pakdil; “Margarin sağlıklı bir gıdadır ve insan beslenmesinde önemli bir yeri vardır. Bu nedenle sağlığımız için margarin tüketmeliyiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Konferansın oturum bölümünde; “Margarin Üretimi ve Trans Yağ Asitleri”, “Yağların Beslenmedeki Rolü ve Trans Yağ Asitleri”, Margarinlere İlişkin Yasal Düzenlemeler” ile “Dünyada ve Türkiye’de Margarin Sanayine İlişkin Gelişmeler” konuları ele alındı. Oturum bölümünü yöneten Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kayahan, margarin sektörü ile ilgili kısa bir giriş konuşması yaparak oturumu açtı.
Yapılan Son Araştırmalar Margarinlerde Trans Yağı Oranının % 1 ve Altında Olduğunu Gösteriyor
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aziz Tekin, oturum bölümünde yaptığı sunumunda trans yağlar hakkında bilgi verdi. Günümüzde yağ üretiminde son teknolojinin kullanıldığına dikkat çeken Tekin, “Margarin üretiminde son teknolojilerin kullanılması trans yağ oluşumunu en aza indirgemektedir” dedi. Trans yağların vücuda gerçekten zarar verdiğini açıklayan Tekin; bu yağların doğal ortamlarda zaten bulunduğunu belirterek et-süt vb. ürünlerin doğasında trans yağ bulunduğuna dikkat çekti. Konuşmasında margarin ve trans yağ ilişkisini anlatan Tekin, son yapılan araştırmalara göre margarinlerde trans yağı oranının % 1’ den az olduğunu hatırlatarak,” Bu oran da tüm dünyada insan sağlığına zararı olmadığı tüm dünyada kabul görmüş miktardır” ifadesini kullandı.
Çikolata kronik yorgunluğa iyi geliyor
Araştırmaya katılan hastalar, her gün belirli oranda kakao oranı yüksek olan siyah çikolata yiyerek kendilerini daha iyi hissetmeye başladı. Hatta iki hasta, 6 ay aradan sonra kendilerinde tekrar işe başlayacak gücü buldu.
Serotonini Artırır
Araştırmanın sonuçlarını süpriz olarak niteleyen İngiliz bilimadamları, siyah çikolatanın beyindeki serotini artırdığı için yorgunluk sendromu semptomlarının belirtilerini azaltmış olabileceğini söylüyor. Ancak bilimadamları, çikolatanın kararında yenmesi ve kilo alınmamasına özen gösterilmesi tavsiyesinde bulunuyor.
Kalbimize sağlık
Ülker Kalbim, yüksek doymamış yağ oranı, içerdiği Omega yağ
asitleri, vitaminler ve folik asit sayesinde kalp ve damar sağlığına katkıda
bulunuyor. Ülker'den yapılan açıklamaya göre 20 gram Kalbim margarin, günlük
alınması gereken Folik asit ve B13 vitaminlerinin yüzde 100'ünü ve B16
vitamininin ise yüzde 50'sini karşılıyor.
Omega yağ asitleri
Omega 3 ve Omega 6 yağ
asitleri, sağlıklı kan dolaşımının gerçekleşmesinde önemli rol oynuyor. Omega 3,
kanın akışkanlık kazanmasını sağlarken, Omega 6 yağ asidi ise kanın gerektiği
gibi pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Her ikisi de ideal kan dolaşımına yardım
ederek vücudun tüm fonksiyonlarına destek oluyor. Ayrıca Omega 3 ve 6 yağ
asitleri sayesinde retina güçleniyor, cilt sağlıklı ve pürüzsüz hale geliyor,
vücut hastalıklara karşı daha dirençli oluyor.
Folik Asit
B12, B6 ve E vitaminlerinin yanı
sıra, Kalbim'in içinde bulunan Folik Asitler, hücre büyümesine ve organ
gelişimine katkıda bulunuyor. Özellikle hamilelik öncesinde, sırasında ve
sonrasında anne-bebek sağlığı açısından çok yararlıdır. Folik Asit B6 vitamini
ile birlikte, kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı
oluyor.
Vitaminler
B12 vitamini, sağlıklı gelişime
katkıda bulunurken, aynı zamanda bağışıklık ve sinir sistemini güçlendiriyor.
Hücrelerin iyileşmesine destek oluyor. B6 vitamini ise; hormonların, kan
hücrelerinin ve sinir hücrelerinin oluşumunda önemli bir rol oynuyor. E vitamini
ise, toksik maddelerin vücuda verdiği zararı azaltıyor. İştah, uyku düzeni ve
ruh düzeni üzerinde olumlu etki sağlıyor. Yaşlılığa bağlı hafıza kayıplarını
önlemeye yardımcı oluyor.